07/24/2010 07:15 AM
Üçü Bir Arada

2005 yılının Haziran ayında Allen Iverson ve Shaquille O’Neal NBA’in en iyi beşine seçilirken, Tracy McGardy’de NBA’in en iyi üçüncü beşine seçilmişti. Yıllarca NBA’in en iyileri listesinde yer alan bu üç isim, her zaman ligin en önemli 5-6 süper yıldızı arasında yer aldılar. Belki AI ve T-Mac muhteşem bireysel yeteneklerini en azından bir şampiyonluk yüzüğü kazanarak taçlandıramadılar ama Shaq’ın öyle bir problemi de yoktu. 2010 Haziran ayını geride bıraktık, Temmuz ayının da sonuna geldik ve ortaya çıkan tabloya baktığımız zaman sporun ne kadar acımasız olduğunu bir kez daha görüyoruz.

Minnesota Timberwolves’ın eski Genel Menajeri Kevin McHale’ın desteğiyle dört yıl önce Kevin Garnett-Ray Allen-Paul Pierce ile başlatılan “üçü bir arada” modası bu yaz LeBron James-Dwyane Wade-Chris Bosh’ın Miami de bütünleşmeleriyle iyice hız kazanırken, New York’da Amar’e Stoudemire-Chris Paul-Carmelo Anthony üçlüsünü bir araya getirmek için düğmeye basmış bulunuyor. Ne yazık ki “üçü bir arada” modası yukarıda sözünü ettiğimiz bir zamanların süper yıldızları içinde geçerli. Ancak onların üçünün bir araya geldiği yer ise işsizlik hattı. Ne üzücüdür ki şu ana kadar en iyi günleri geride kalmış, eski performansının ancak bir kesrini ortaya koyabilen, aldığı dakikaların, yaşadığı sakatlıkların etkisi emeklilik kapısına dayanması vücudunun her halinden belli olan, ancak yine de iş bulmakta zorlanmayan formasının sırtında O’Neal yazan bir zamanların vazgeçilmez uzunu Shaq değil Jermaine oldu. Üç kez şampiyonluk yaşattığı Lakers ve bir kez şampiyonluk yaşattığı Miami bile Shaq’ın yüzüne bakmadılar. Nasıl oluyor da beş yıl gibi kısa bir süre içinde NBA’in en önemli süperyıldızları iş bulamayacak hale geliyor? Yaşlarının ilerlemiş olması, geçirdikleri sakatlıklar, geçmişte kazandıkları paraları düşünürken birden “minimal” ücrete çalışmak istememelerinin tümünün etkisi var, ama bahsettiğimiz oyuncularında isimlerine dikkat ile bakalım!



Bu oyuncuların hepsinin ortak bir yönü var. Yuvaları yok! Kendi gelirlerini, popülerliklerini, statülerini arttırmak için hepsi açıkçası yeri geldiğinde arkalarına bakmadan daldan dala atlamaktan hiç çekinmemiş. Orlando Magic ile NBA kariyerine başlamış olan Shaq, oradan Los Angeles’a geçmiş. Lakers ikinci takımı olmasına rağmen Shaq burada kalıcı olabilecek, Kareem Abdul Jabbar, Magic Johnson ve James Worthy gibi geçmiş yıldızların elde ettiği başka bir forma giymeden kariyerlerini bitirebilecekleri bir statü yakalamıştı. Ancak egosunu kontrol altına alamayan Shaq, takımın daha genç olan diğer süperyıldızı Kobe Bryant ile geçinemedi ve sahneyi paylaşamadığı için sırasıyla Miami, Phoenix, Cleveland gibi takımların formasını son üç yılda giydi. Shaq artık bavulu elinde kapıdan kapıya bir şeyler pazarlayan satıcılar gibi olmuştu. Pazarladığı “Bir şampiyonluk” paketiydi, ama önce Suns, daha sonra da Cavs de bu sonuç veremeyince kimse Shaq’a kapısını kolay, kolay açmaz oldu. Tabii burada NBA tarihinin en önemli pivotu olabileceğini göstererek oynadığı günlere dönüp bakmakta fayda var. Shaq sahneyi hep sevmişti. Shaq mikrofonlara konuşmayı da çok sevmişti. Açıkça söyleyelim Shaq eğlenceliydi, bazen ayağını ağzına soksa da genelde bizi güldürecek şeyler söyledi. Hatırlasanıza play-off’larda Portland karşısında artarda 9 serbest atış sokunca kendisine “The Big Maravich” demişti. Hepimiz gülmüştük. Orlando Magic karşısında maçı kurtaran top çalmayı yaptıktan sonra ise kendine “The Big Felon” lakabını uygun görmüştü. Post hareketlerinin güzelliği ve etkinliğinden dolayı “The Big Baryshnikov” bizi epeyce bir süre eğlendirmişti. Benim en çok güldüğüm ise 2000 play-off’larında ilk önce Litvanyalı Arvydas Sabonis ve Portland’ı ardından da Hollandalı Rik Smits ve Indiana’yı eleyip şampiyon olduktan sonra “The Big Deporter” lakabıydı. Yani sınırdışı edici. Saf Shaq, saf ego, saf eğlence. “Taş yerinde ağırdır” atasözünün gerçeklik payı çok fazla. Hele Shaq gibi gittiği her yerde ön plana çıkmayı seviyorsan, yendiğin rakipleri bir de küçük düşürme alışkanlığın varsa, sen inişe geçtiğinde veya deponda sadece birkaç kilometrelik benzin kaldığında o zaman kendini “The Big Retirement” ile karşı karşıya bulabilirsin.

Allen Iverson da egosu çok üst seviyelerde bir yıldızdı. Onun da takım arkadaşlarıyla ve özellikle de coach’larıyla tartışmaları, kavgaları, soğuk savaşları hep ön plandaydı. Birçok uzmana göre NBA tarihinin en yetenekli kısasıydı Iverson. NBA kariyerine Philadelphia’da başladı. Tam on buçuk sezon 76’ers formasını giydi. Noel babayı yuhlamış bir şehrin sporseverinin kalbinde önemli bir yer edindi. Ancak Denver Nuggets’a başlayan takasıyla bir anda o da bavulunu boşaltamaz hale geldi. Detroit, Memphis hatta bir kez daha Philadelphia’ya dönüş denemeleri hepsi geri tepti. 76’ers formasının tılsımı kaybolmuştu. Iverson’da şu anda alıcı bulamıyor. Basın bir zamanların bu dev bücürüne destek olmak için Miami Heat için “ideal” altıncı adam olur, bench’ten gelir çabuk sayı üretir kampanyasını bile yaptı. Ancak Pat Riley buna da yanaşmadı. Bir zamanlar o da Shaq gibi rakiplerine olduğu kadar takım arkadaşlarına, idarecilerine, antrenörlerine kan kusturmuştu ve yuvasından koptuğu için bu zor günlerde dayanacak kayası kalmamıştı.



Tracy McGrady belki bu iki isimden biraz farklı. Muhteşem bir yetenek olmasına rağmen, 31 yaşındaki yıldızın sırtında önemli bir kambur var. T-Mac Toronto ile başlayan NBA kariyeri boyunca, ne Orlando’da, ne Houston’da, ne de New York da bir kez olsun takımını play-off’larda ikinci tura taşıyamadı. Tam yedi kez All-Star seçilmiş bir oyuncu için bu kabul edilebilecek bir şey değil. Ve T-Mac eğer kendisini alacak bir play-off takımı bulamazsa, kariyerini bu utanç verici istatistik ile tamamlamış olacak. Maddi durumları kazandıkları paralara baktığımızda ve mukayese ettiğimizde pek parlak gözükmeyen AI ve Shaq’ın tersine T-Mac’in kendi cebinden para verip ne bileyim bir Lakers’a, bir Heat’e yani şampiyonluk adayı bir yere kapak atması gerekir diye düşünüyorum. Yaşından dolayı ona ilgi biraz daha fazlaymış gibi görünüyor. Önce Clippers, bu haftada Chicago Bulls onu deniyor. T-Mac’in sakatlığının ve daha sonrası gerçekleşen ameliyatın onun eski günlerine dönmesini engelleyeceği kesin. O da bunu kabullenirse, iş bulma olasılığı diğer iki eski süper yıldızımıza göre çok daha fazla. Ancak onun da egosu tek başına bir düğün salonunu dolduracak büyüklükte. Yıllarca ortalıkta o kadar büyük bir ego ile dolaşmış, burnundan kıl aldırmamış ve her zaman pohpohlanmaya alışmış süper yıldızlar bu değişikliğe uyum sağlayabilir mi? İşte esas mesele bu!

Pivot sıkıntısı çeken takımların sayısına baktığımızda, bench’ten gelen Vinnie “Microwave” Johnson gibi bir skorere ihtiyacı olan takımları düşündüğümüzde, eskisi kadar olmasa da yine ligin en iyi hücum oyuncularından birisi haline gelebilir ve belki de bilet satar diye olaya yaklaştığımızda bu üç oyuncunun önümüzdeki sezon basketbol dışı kalma olasılığı çok yüksek değil. Ama geldikleri nokta ve şu anda bulundukları yer en azından genç oyuncular için bir ders, bir uyarı, bir örnek olabilir. Belki de “üçü bir arada” yaklaşımının gündemde olduğu şu günlerde, şampiyonluğa değil ama bilet satmaya ihtiyacı olan bir takım bu üç süper yıldızı bir araya getirmeyi risk eder. Sonuçta kusurlarıyla, egolarıyla, problemleriyle kapıların teker, teker kapanmasına yol açmış olsalar da oynadıkları basketbol ile bu üç süper yıldız NBA’i yaklaşık 10-15 yıl boyunca sırtlayan isimlerin başında yer aldı. Onlar belki hep ön planda kendilerini tuttular, ancak NBA adına bir takım onlara son bir veda sahnesi yaratsa. Hiç de fena olmaz diye düşünüyorum.

Murat Murathanoğlu'nun daha önceki yazıları:


Kralisyon
Sonsuz Aşk
Derdim Bana Erman İmiş
Bol Kepçe
"O Captain, My Captain"
Elveda Westwood'un Sihirbazı
Le Paquet II
Le Paquet
$60milyonluk Ders
Süvarileri Çağırın
Sende mi Dirk ?
Efsane Olunur, Doğulmaz
Enes'in Kararı
Sezon Ödüllerim
Butler ve Hoosier Geleneği
Tunç'tan Tanjevic'e
NCAA Mi, NoCAA Mi?
Agent Zero'nun ardından
Görmezden gelmek
Tiger Woods'dan Dersler
Domino Etkisi Başlıyor mu ?
Dick The Knick
Billups'lı Takım Chauncey Takımdır
Almost (Too) Famous
Samuel'in Listesi
Gilbert Areunuts
Play It Again Sam
Billy Ray Efsanesi
Şapkadan Tavşan Çıkartmak
Evim, evim güzel evim
Game Over, Gerçek Dünyaya Geri Dönüş
Benim için ağlama
NBA'e Giden Yolda Sapma Var
Uçan Paralar, Kaybolan Yıllar
Nayır Nolamaz Yalan Söylüyorsun !
Bizimkiler Sezona Hazır
Veda Vakti
Afrika: Basketbolda Uyuyan Dev
Raptors'dan Bir Yenilik Daha
Galibiyet Purosu
NBA'in Dikkatini Çekenler
Ömer Aşık: İlk Adımı Attı
Gameon Turnuvasından Dört Oyuncu. İlk İsim: Maciej Lampe
Gameon Turnuvasından Dört Oyuncu, İkinci isim Ersan İlyasova
Gameon Turnuvasından Dört Oyuncu. Üçüncü İsim: Joel Freeland
Gameon Turnuvasından Dört Oyuncu. Son İsim: Omri Casspi

 

Haftanın

Videosu